---
title: "Tesadüfün Dokunuşu ve Kalbin Titreşimi"
description: "İstanbul'un buharla yıkanmış sabahlarında, pencerenin buğusuna çizilmiş bilinmezlikler gibi dolaşır bazen bazı düşünceler. Özellikle de o mükemmel, ulaşılması…"
date: 2026-11-03T03:17:18Z
updated: 2026-11-03T03:17:18Z
author: "Leyla Sancar"
site: "Mürekkep İzleri Üzerine"
language: "tr"
tags: ["rastgelelik", "melankoli", "istanbul", "aceleylegeçenler"]
url: "https://geceninvekalemi.nasilalinir.com/tesadufun-dokunusu-ve-kalbin-titresimi"
---

# Tesadüfün Dokunuşu ve Kalbin Titreşimi

İstanbul'un buharla yıkanmış sabahlarında, pencerenin buğusuna çizilmiş bilinmezlikler gibi dolaşır bazen bazı düşünceler. Özellikle de o mükemmel, ulaşılması imkansız dengeyi kurduğunuz anlarda; her şeyin bir sebebi vardır hissiyle boğuşulur. Sanki evren, bize aceleci bir ders vermek yerine, sadece nazikçe bir dans davetiyle yaklaşıyor.

Bizler, bu hayatın akışında her şeyi bir reçete gibi kaydetmeye programlanmış gibiyiz. Bir kareyi çerçeveye oturtmak, bir melodiye mükemmel notayı bulmak ya da bir tasarıma son dokunuşu yapmak; her şeyin kusursuz bir doğruluğa ulaşması gerektiğini bekleriz. Bu kesinlik arzusu, belki de en büyük yanılgımızdır. En iyi eserler, bazen bu katı beklentinin tam zıttında doğar.

Son zamanlarda, eski bir plak çalarken bu hissiyatla karşılaştım. Oysa o dönemin kayıtları, kusursuz bir stüdyo kaydından ziyade, hafif bir çatlama, mikrofonun öte yandan yakaladığı dış dünya uğultusuyla güzelleşiyordu. İşte o sesler, benim için modern yaşamın sterilize edilmiş mükemmeliyetçiliğine karşı güçlü bir manifestoydu.

## Mükemmellik Tuzağı ve Anın Gerçekliği

Bizim gibi, detaylara takıntılı olanlar için 'rastlantı', kontrol edilemeyen bir değişken gibi görünür. Denklemin içine düşüp sonra çözülmeyi beklediğimiz o bilinmeyen faktör. Ama bazen, bu değişken değil de, onu kabul etme cesaretidir bizi ileriye taşıyan.

Gözlemlediğim kadarıyla, en derin duygularımız da bu belirsizlikten besleniyor. Kalbimizin ritmi bile, mükemmel bir saat mekanizmasına uygun değildir; o bazen hızlanır, bazen yavaşlar, ara sıra da beklediğimizden çok daha uzun süren bir sessizlikle karşılaşır. Bu öngörülemezlik, onu yaşanılabilir kılmıyor mu?

Bu kaçınılmaz duyguyla yüzleşmek, benim gibi bir grafik tasarımcı için bile büyük bir gevşeme gerektiriyor. Bir kompozisyonun mükemmel olması gerektiğini düşünmek, onu birer kurallar bütününe hapsediyor. Ancak o kompozisyonun nefes alabilmesi için, bazen bir önceki katmanın üstüne düşen o beklenmedik öte leke, bilinmeyen renk tonu veya istemeden kalan bir çizgiye ihtiyacı var.

Bu da bizi o ilk plak çızırtısına, şehrin kasvetli ama ruhu ferahlatıcı buluşmalarına geri getiriyor. Oysa her şey, başladığı anda bellidir: bir anlık duygu, bir nefes alış veriş ve ardından gelen kayda geçme eylemi. Ve bu kayıt, ne kadar aceleci olursa olsun, o anın en dürüst belgesidir.

Belki de hayatın algoritması ya da sanata yaklaşımımız, sürekli bir girdi-çıktı döngüsü değildir. Belki de bu, bilinmeyenle dans etme sanatıdır; hem onu görmek, hem de onunla birlikte nefes almak. Ve bu dansın en güzel melodisi, kesinlikle öngörülemez olanın içinde gizlidir.
