Mürekkep İzleri Üzerine

Leyla Sancar:~$ cat posts/Kontrol Dışında Bir Fotoğrafın İhaneti ve Kurtuluşu.md

Kontrol Dışında Bir Fotoğrafın İhaneti ve Kurtuluşu

Bu son çektiğim kareye bakıyorum ve sanki o anın bütün ağırlığı, benim tüm bu gezindiğim düşünsel labirentte yeniden vücut buluyor. Olayım, bir öğleden sonra, İstanbul’un sisle dans ettiği o tanıdık gri çöken havada gerçekleşti. Bir sonraki kareyi yakalamak için ayarımı kontrol ederken, makinemin lensine vuran güneşin o son direnci vardı; bu direncini yakalamak istiyordum.

Ama fotoğraf, dediğimiz gibi, bizim mükemmeliyetçiliğimizle ittifak kurmayı reddeden asi bir sanattır.

Kadrajın İhanetleri ve Sadakat Beklentisi

Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplayarak yakalamaya çalışıyorum. Kompozisyonun matematiksel sağlamlığını, pozlama üçgeninin kusursuz dengesini zihnimde kuruyorum. Bir tür mühendislik ruhuyla yaklaşıyorum eski plaklardan gelen o mükemmel tınıyı bulmaya çalışır gibi. Benim için çekim, sadece bir anın kaydı değil; o anın ruh halinin kristalleşmiş hali olmalı.

Ve işte o kare geldi. Yağmurun ilk damlalarının cam yüzeye çarpma biçimi, tam da benim istediğim o kadife sesi yaratmalıydı. Taktik olarak her şey hazırdı: diyafram, enstantane hızım, ışık açısı... Sanki her değişkenin bilinmeyen bir karşılığı varmış gibi hissediyordum.

Ancak o an, her şey kontrolden çıktı. Bir rüzgar esti; bu, sadece bir hava hareketi değil, aynı zamanda bilinçaltımın da o dingin yüzeye vurulmasıydı. Enstantaneyi bastırdım ve ortaya çıkan görüntü, benim özenle ördüğüm o kusursuz anlatının aksine, tamamen kendi başına buyruk, kaotik bir isyan gibiydi.

Artıları: Görüntünün ham hali, vaat ettiğim o dinginlikten çok daha derin bir şey taşıyordu. Kontrolün elden gittiği yerde, fotoğrafın bize sunduğu en büyük özgürlük yatıyormuş. O beklenmedik grenler, o hafif bulanıklık; bunlar, bütün o hesaplamaların ulaşamadığı duygusal gerçeğin imzasıydı.

Eksileri: Profesyonel bir gözlemci olarak, ilk etapta bu "başarısızlık" gibi hissettirdi. Sanki o mükemmeliyeti yakalayamadığım için, ya da bilinçli olarak ulaşmaya çalıştığım o dingin mükemmeliyetin basit bir kusurla alay ettiğini düşündüm. Bu, bir tür gururun kırılganlığıydı benim için.

Sessizliğin Çığlıkları Arasında Bir Denge

Bu süreç, bence de yaşamın aynadaki yansıması. Bizler, hayatın kaotik geçiş dönemlerini, o mükemmel bir melodiye oturtmaya çalışıyoruz. Bir sonraki durağa doğru sakin adımlar atarken, bilinçaltımız aniden bizi o aceleyle geçtiğimiz, renkleri dağılmış yaz öğleden sonralarına ışınlayabiliyor.

O kareyi bir kenara bırakmak zorunda kaldım, çünkü onunla değil, o kareye uğramış olmam gerektiğini anladım. Sanırım huzur, her zaman en iyi ayarla gelmiyor; bazen de o dirençle, fotoğrafın bize meydan okumasıyla bulunur. Ve bu meydan okumayı kabul etmek... İşte o zaman, mürekkep değiller değil de, sayfa beyazlığıyla dans ediyor oluyor.

Bir sonraki kaosa, belki daha hazırlıklı gelirim. Ya da belki de o kaosu kucaklarım. Bu arada, eski bir plak çaldım; bilinmeyen bir caz grubu vardı üzerinde ve benim o günkü fotoğrafımın tüm ruhunu bu müzik mükemmel özetliyordu sanki.